Herkes için ilk işe başlangıç yıllarında emeklilik yaşı çok uzun
gelirdi, emeklilik bir hayal olup sanki hiç o gün gelmeyecekmiş gibi çok da
önemi yoktu. Yıllar öyle çabuk geçer ki gün gelir ve artık askerdeki gibi şafak
saymaya başlar, hesaplar yapar, yılların vermiş olduğu yorgunlukla tüm
hayallerinizi emekliliğinize bağlarsınız. Yıllar önce çalışana ilk işe
başladığında işveren tarafından sigortalıya güvence olsun diye verilen sigorta
sicil numarasının yazıldığı bir kart verilmekteydi. Çalışan da yıllarca bu
kartı saklamakta ve kendinde bir güvence olarak görmektedir. Fakat kimi çalışanlar
yıllar sonra öğrendiler ki çalışmaya başladıkları o ilk işe başladıkları dönemin
primleri hizmet cetvellerinde gözükmez! Gözükenler şanslı tabi.
Sigorta numarasının olması, uzun vadeli sigorta kolları primi
ödenmediği için çalışanın emekliliğini ilk işe başlangıç tarihi olarak gördüğü
sigorta numarasına hiçbir etkisi bulunmuyor. Yıllardır önemsenmeyen konu o
kadar önemli bir hal alıyor ki, kişilerin emekliliklerini çok ileri bir tarihe erteleyebiliyor.
Oysa geçmişte 1 gün bile çalışmış olduklarının, hizmet cetvelinde
prim olarak yer alması her şeyin planladıkları gibi olmasını sağlayacaktır,
fakat SSK numaranız olup, adınıza prim ödenmemiş ise; işte o zaman tüm planlarınız
ve hayallerinizin seyri değişebilmektedir.
Bu durumda sigortalı nasıl
bir yol izlenmelidir?
Öncelikle SGK primleri eksik olan veya hiç bildirilmeyen
çalışanların işveren ve SGK' ya karşı dava açarak, eksik primler ve eksik
günlerin tespiti ve bunların düzeltilmesi için iş mahkemelerinde açtıkları
davalara ‘’Hizmet Tespit’’ davası denir.
Bu sürecin ihtimalleri iki konudan olabilir;
· İşvereniniz sigortalı bildiriminizi hiç yapmamış olabilir,
· İşveren aslında dönem bordrolarında bildirimini yapmış, ancak
sigorta sicil numarasının hiç yazılmamış ya da yanlış yazılmış olabilir,
I.İhtimal: İşvereninizin sigortalı
bildiriminizi hiç yapmamış olması durumu;
I. SGK’ dan bu konuda inceleme talep edebilir,
II. Mahkemede hizmet tespit davası açabilirsiniz, ancak her iki
durumda da zamanaşımı süresi önem kazanıyor.
I. SGK’ dan İnceleme Talebi:Kurum denetim
elemanlarınca yapacağı incelemelerde, işyerine ait kayıt ve belgeler tetkik
edilmek zorundadır.Denetim elemanlarının, sadece tanık ifadesine dayanarak, bir
kişinin işyerinde çalıştığına kanaat getirmesi hukuken mümkün değildir.Bu
nedenle, inceleme işyerine ait yasal defter ve belgeler üzerinden yapılmak
zorundadır.Oysaki işverenlerin sosyal sigorta mevzuatına göre, işyeri kayıt ve
belgelerini denetim elemanlarına ibraz edip etmemesi hususunda zaman aşımı
süresi bulunmaktadır.Bu süre, halen yürürlükteki 5510 Sayılı Kanun’a göre on
yıla çıkarılmış durumdadır.Ancak bir ara zaman aşımı süresi beş yıla
düşürüldüğü için, uygulamada beş ile on yıl arasında geçiş süreci işlenmektedir.
II. Mahkemede Dava Açma: Mahkemede dava açma
süresi olarak beş yıllık zaman aşımı süresi söz konusudur. Bunun istisnaları da
vardır. Örneğin; işvereniniz sizin adınıza kuruma sigortalı işe giriş
bildirgesi verdiği halde, dönem bordrolarında bildiriminizi yapmamışsa, mahkeme
zamanaşımı süresine bakmaksızın davayı kabul edebilir. Tabi mahkeme davayı
kabul etse dahi, zaman ne kadar çok geçmişse, iddianızı ispat etmenizde o kadar
zor olacaktır. Ayrıca çalışılan işyerinin niteliğine göre mahkemeler tanık
ifadesi yanında işyerinde çalışmalarınızı ispat edici yazılı belge ibraz
etmenizi de isteyebilir.
Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilip verilmediğinin işyerinin
bağlı bulunduğu SGK İl Merkez Müdürlüğü’nden araştırması gerekir. Çünkü
sigortalı işe giriş bildirgeleri sigortalı hizmet cetvellerinde yer almaz. Hizmet
cetvelinde görünen sigortalı işe başlama ve çıkış tarihleri dönem bordrolarında
yapılan kayıtlara dayanır.
Bu nedenle hizmet cetvelindeki ilk işe başlama tarihinin 1986 yılı
olarak yer alması her şeyin bittiği anlamına gelmez. Kısacası sigortalı işe
giriş bildirgesinin verilmiş olması hem davanın kabulü açısından, hem de
mahkeme tarafından işyerinde en azından işe giriş bildirgesindeki işe başlama
tarihinden itibaren bir gün süreyle çalışma kararı verilmesi yönünden
önemlidir. Bu da emeklilik tarihinizi etkileyecek bir konu olduğu için göz ardı
edilmemesi gereken bir konu olduğunu ve emeklilik yaşınızda sürprizlerle
karşılaşmamanız açısından bu konuya dikkat etmenizi öneriyorum.
II. İhtimal: İşverenin aslında dönem
bordolarında bildirimini yapmış olması, ancak sigorta sicil numarasının hiç
yazılmaması ya da yanlış yazılması nedeniyle bu bildirimlerin hizmet cetvelinde
yer almaması söz konusu olabilmektedir. Bu konuda beraber çalıştığı arkadaşlarının
sigortalı bildirimleri yapılmış ise kayıtlara bunların primlerinin takibi ile ulaşılabilinmekte,
çalıştığınız işyerinin sicil numarasına ve çalışma dönemine ulaşım kolaylığı sağlayacaktır.
Nitekim pek çok sigortalı da çalışılan işyerinin kapanmış olması nedeniyle,
işyerinin tam unvanına ve sicil numarasına ulaşılamadığı için kurum arşivinde
araştırma yapmak, sicilsiz çalışmalara ulaşmak zorluğu yaşamaktadır. Bu açıdan
da yine SGK İl Müdürlüğü’ne yazılı başvuru yapılması gerekir.
Son olarak, hizmet tespit davasını kişinin kendisi ya da sigortalı
kişi ölmüşse hak sahipleri eş, çocuk, ana-baba olabileceğinden, bu kişiler
hizmet tespit davası açabilir.
Sigortalı, sigortasız hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan
başlayarak 5 yıl içerisinde dava açmalıdır. İşe giriş bildirgesi verilmişse
zaman aşımı süresi işlemez.

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder