Senin yaptığın deveye hendek atlatmak, bırak şu garibin yakasını diyesi geliyor insanın. Daha önce kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre yüzde 1 ile yüzde 6,5 oranları arasında olmak üzere kurumca belirlenirken, bu oran, artık sigortalının prime esas kazancının yüzde 2′si olacak şekilde yeniden düzenleme yapıldı. Bu çerçevede büro işyeri olan işveren ile maden işyeri olan bir işveren aynı derecede ‘’ Kısa vadeli sigorta kolları’’ primi ödeyecek.
Yani riski yüksek slikosis hastalık riski taşıyan kot taşlama atölyesinde çalışan bir işçi ya da yerin yüzlerce altında inen bir maden işçisi, ağır sanayi, döküm, petro-kimya, biyolojik ve radyoaktif risk arz eden işyerlerinin iş kazası riski ile, bir bakkal, büfe, ofis, kırtasiye, berber, mağaza çalışanı, lokanta gibi işyerlerinin iş kazası riski aynı statüde tutulmuş oldu.
Bu düzenleme ile sanıldığının aksine tabi tüm işverenler açısından prim yükünün düşürülmesi anlamına gelmiyor. Slikosis hastalık riski taşıyan kot taşlama atölyesinde çalışanın risk primi ile bir AVM içerisinde mağaza işçisinin risk primini aynı oranda tutmak demek. Tabi, Yasa Bakanlar Kurulunu na 1,5 oranına düşürme ya da 2,5 oranına arttırma yetkisi verdiğini unutmayalım. Risk derecesi yüksek teknolojik donanıma ve yatırıma açık olan bir işletme bir gemi tersanesi ile bir büfe işletmesinin risk oranının bu kadar yakın belirlenmesi mantığını çözmek de mümkün değil.
Olumlu yönlerine baktığımızda İşyeri tehlike sınıf ve derecesinin belirlenmesi konusundaki birçok bürokratik işlem ve yaşanan ihtilafların son bulacağı düşünülüyor.
Yeni düzenleme ile ilgili 19/01/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6385 sayılı "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 5510 sayılı Kanunun Prim oranları ve Devlet katkısı başlıklı 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi 1 Eylül 2013 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Yeni düzenleme: (1 Eylül 2013 tarihinden itibaren): c) Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, sigortalının prime esas kazancının %2'sidir. Bu primin tamamını işveren öder. Bu oranı %1,5 oranına düşürmeye ya da %2,5 oranına artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir."
Yürürlükteki düzenleme: c) Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre % 1 ila % 6,5 oranları arasında olmak üzere, 83 üncü maddeye göre Kurumca belirlenir. Bu primin tamamını işveren öder.
Yukarıdaki düzenlemede yer alan 4/a (SSK) kapsamında sigortalı çalıştıran işverenler ile 4/b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalılar için kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, 1 Eylül 2013 tarihinden geçerli olmak üzere, % 2 olarak uygulanacaktır. Ayrıca yapılan bu düzenlemeye paralel olarak, 5510 sayılı Kanunun "Kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi ve işkollarının ve işlerin tehlike sınıf ve derecelerinin belirlenmesi" başlıklı 83 üncü ve "Tehlike sınıf ve derecelerini etkileyebilecek değişiklikler" başlıklı 84 üncü maddesi yine aynı tarihten geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
Sonuç olarak; mini torba yasası adı altında yapılan düzenlemeler ile vatandaşlarımızı gerçekten sevindiren hükümlerde içermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarihi gelişmelere imza atmış ve en son 4,5 milyon vatandaşımızı sevindirmiş ancak, prim oranlarını sabitleyen hüküm özellikle tehlike derecesi düşük olan işverenlere yükleneceği bir maliyet ve eşitsizliğin SGK bütçesine kâğıt üzerinde katkı sunar gibi görünse de ciddi yük getirecek bir adım olacağını birçok kişi gibi bende aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle perakende sektöründe genelde tehlike derecesinin bir olduğunu düşündüğümüzde risk derecesinin iki’ ye çıkartılması demek zincir mağazaların çok sayıda personel çalıştırdığını düşündüğümüzde bir puanın bile kaç personel maliyetine eş değer olduğunun hesabını işverenler yapacaktır. Personel çalıştırmak ülkemizde zaten en yüksek maliyet olarak görülürken yapılan bu son düzenlemenin yerinde olduğunun kanaatine varamıyorum. Risk derecesi işletmeler için ayrı bir prim oranının belirlenmesi daha yerinde olacağı ve bu tartışmalara da yer vermeyerek çözümü de mümkün olabilirdi.

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder